1 Ağustos 2009 Cumartesi

kalpler yok.

kalpler var kocaman. kalpler var içinde sesler yankı yapar.
anneler kapılarından çıkar, babalar bacalarından girer, kardeşler hep
orada bir yerlerdedir bildin bileli.

kalpler var içine girip bakınca odaları yeni boşaltılmış tavanlarından
damlar kanlar. şapırtısının aksi gürültü olur, yerde yaptığı
birikintide halka halka yayılırken kendini görürsün deforme aynadan.
ruhun, efsane çin saraylarındaki ipek tüller gibi bedenin dışında
dalgalanır, birikintiden, aksin içinden kendine bakınca... tersine
bir çirkin ördek yavrusu masalı işler zaman mekan örümcekleri.

buradan akla gizli geçit arayanların telef iskeletleri etrafında ki,
kim bilir daha niceleri... ucuz korku filmi dekoru gibi fırlayanlara
aldırmadan bakarsan etrafına, tepesinde çalakalem bir tabelada
"sevilenler" yazan yığını görebilirsin mesela. üst üste ve rastgele
atılmış birbirine kaynamış çıplak bedenlerden bazısı gözlerini
kırpıştırır hala...

kalpler var ya... arkadaşlar kapılardan çıkar, sevgililer bacalardan
girer, bazıları üçüncü tekil şahısta değerlidir. o'dur, hep orada bir
yerlerdedir bildin bileli.

kalpler varmış ama göremezsin... görmediğine imansızlıktan değil ama
içindekine itaatten, içinde dolaşabileceğin tek kalp kendi avuçlarına
alamayacağın...

yüzleri olmayan tanrıların kubbeleri arşta mabetleri
sığarken, her can söner içinde usul usul. senin kalbin, ten kafesinde
özgürlüğünü bekleyen olur.

bir tek senin olur...